Tarihi

Şeyhülislam Mustafa Efendi Tekkesi

Yapım ve Yenileme

Nişancı mahallesinde yer alan tekkenin bânisi Feyzullahefendizâde Şeyhülislâm Seyyid Mustafa Efendi’dir. 1157’de (1744) yaptırılan tekkede bâninin oğlu Kazasker Seyyid Abdullah Efendi mescid-tevhidhâneye minber ekleyerek bu mekânı camiye dönüştürmüş, ortadan kalkmış bulunan ahşap harem binası da XIX. yüzyılın ikinci yarısında yeniden inşa edilmiştir. Bazı önemsiz tâdilât hariç özgün haliyle XX. yüzyıla ulaşan tekke zamanla harap olmuş, 1970’lerde Vakıfar İdaresi’nce esaslı bir onarıma tâbi tutulmuş, halihazırda bir vakfa verilmiştir.
Nakşibendîliğe bağlı şekilde faaliyete geçen tekke sonuna kadar bu özelliğini korumuştur. İlk postnişin Tokatlı Şeyh el-Hac Mûsâ Efendi’dir (ö.1160/1747). Kendisini Şeyh Abdülkerim Efendi (ö. 1180/1766) ve Ispartalı Şeyh Mehmed Emin Efendi (ö. 1833) takip etmiştir. Dördüncü postnişin Şeyh Seyyid Ahmed Efendi’den sonra posta M. Emin Efendi’nin oğlu Şeyh Mehmed Zeki Efendi (ö. 1836) ve ardından Şeyh el-Hac Ali Efendi (ö. 1862) geçmiştir. Üsküdar’da Selimiye Tekkesi’nin postnişini olan ve Nakşibendîliğin yanı sıra Mevlevîliğe mensup bulunan Konyalı Şeyh Ali Behcet Efendi’nin halifesi olan Ali Efendi’nin ayrıca Halvetîliğin Uşşâkī kolundan hilâfeti olduğu anlaşılmaktadır. Ali Efendi’yi oğlu Şeyh Mehmed Hasib Efendi (ö. 1890) ve torunu son postnişin Şeyh Mehmed Râsih (Kartal) Efendi izlemiştir. Mukabele günü XIX. yüzyılın ilk yarısında cuma, ikinci yarısında perşembe olarak belirtilmiştir. Dahiliye Nezâreti’nin rûmî 1301 (1885-86) tarihli istatistik cetvelinde tekkede beş erkekle iki kadının ikamet ettiği kayıtlıdır.

Mimari Özellikleri

Haydar çeşmesi sokağına açılan cümle kapısı 1056 (1646) tarihli Beyzâde Mehmed Efendi Çeşmesi’ne bitişik halde tasarlanmıştır. Kesme küfeki taşıyla inşa edilen kapının basık kemerinin üzerinde tekkenin inşa tarihini (1157) veren, metni Kâtibzâde Mehmed Refî Efendi’ye ait ta‘lik hatlı manzum kitâbe yer alır. Tekkenin mescid-tevhidhâne, çilehâne, şerbethâne ve derviş hücrelerini barındıran ana bina 32,50 × 27,75 m. boyutlarında bir alanı kaplar. Osmanlı medrese şemasını yansıtan binanın ortasında dikdörtgen planlı (15 × 11 m.) renkli bir avlu yer almakta, bütün mekânlar yirmi dört birimli bu revakın arkasında sıralanmaktadır. Mukarnas başlıklı, mermer sütunlara oturan tuğla örgülü sivri kemerlere sahip revakta birimler pandanti%i kubbe ve tekne tonoz örtülüdür. Kuzeyde basık kemerli giriş üzerinde yer alan ta‘lik hatlı manzum inşa kitâbesinin yazarı Kazasker Neylî, hattatı Şeyhülislâm Veliyyüddin Efendi’dir.
Güneyde sekizgen prizma biçiminde kubbeli mescid-tevhidhâneyle buna bağlı çilehâne (itikâf hücresi) ve şerbethâne olması muhtemel iki birim, ayrıca iki adet derviş hücresi, batı ve doğuda beşer adet derviş hücresi yerleştirilmiştir. Güney cephesinde dışa taşkın olan mescid-tevhidhâne, çevresindeki mekânlardan yüksek tutulmuştur. Basık kemerli girişi üzerinde ta‘lik hatlı manzum üçüncü bir kitâbe bulunur. İki sıra halinde ele alınan pencerelerden alt sıradakiler dikdörtgen açıklıklı olup kesme taş söveler ve demir parmaklıklarla, sivri kemerli olan üst pencerelerise alçırevzenlerle donatılmıştır. Kurşun kaplamalı ve mermer alemli kubbenin sekizgen kasnağında sivri kemerli ve alçı revzenli pencereler yer alır. Harimde fevkanî ve ahşap olduğu tahmin edilen kadınlar mahfili günümüze ulaşmamıştır.

Bazıları kare, bazıları dikdörtgen planlı olan derviş hücreleri kubbe ve tonozlarla örtülmüş, revaka açılan birer kapı ve pencerenin yanı sıra dışarıya açılan dörder pencereyle donatılmıştır. Bu pencerelerde mescid-tevhidhânenin cephelerindeki düzen görülür. Batı ve doğu kanatlarındaki hücreler arasında birer adet beşik tonoz örtülü koridor vardır. Son postnişin Mehmed Râsih Efendi’nin oğlu Hasib Kartal’ın M. Nermi Haskan’a naklettiğine göre tekkenin batı yönündeki çevre duvarında harem kapısı olarak anılan bir giriş bulunmakta, bu kapıdan giren kadınlar koridordan avluya ve buradan mescid-tevhidhânedeki kadınlar mahfiline ulaşmaktaydı.

1970’lerdeki onarımda söz konusu kapıyla avlu yönündeki merdiven iptal edilmiştir. Aynı kişiden, türbenin yer aldığı doğu yönündeki kanatta hücreler arasındaki koridorun bitiminde halen mevcut olan pencerenin aslında türbe kapısı diye anılan diğer bir tâli giriş olduğu öğrenilmektedir.

Avlunun merkezindeki sekizgen planlı mermer şadırvanın cepheleri kırık kaş kemerler, gülçeler ve servi moti#eriyle süslüdür. Ana binanın güneybatısında arsanın sınırında bağımsız şekilde tasarlanan tekne tonoz örtülü mutfağın kuzeye bakan giriş cephesinde basık kemerli bir kapıyla sivri kemerli iki pencere mevcuttur. Helâlar ana binadan soyutlanarak mutfakla aynı tarafa bağımsız bir yapı olarak tasarlanmıştır. Balcı Yokuşu ile Haydarçeşmesi sokağının kavşağında bulunan ve günümüze ulaşmayan haremin moloz taş ve tuğla örgülü bir kaideye sahip tek katlı ahşap bir yapı olduğu, sokak (doğu) cephesi boyunca eliböğründelere oturan bir çıkmanın uzandığı bilinmektedir. Harem gibi arsanın düşük kotlu doğu kesiminde yer alan küçük hazîre dikdörtgen pencereleri olan, kesme küfeki örgülü bir duvarla çevrilidir. Basık kemerli kapısının üzerinde ta‘lik hatlı tarihsiz manzum bir kitâbe bulunur. Hadîkatü’l-cevâmi‘deki ifadeden zamanında çatıyla örtülü bir türbe şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Türbenin sağında istinat duvarı üzerinde kitâbesiz sivri kemerli küçük bir çeşme vardır. Ayna taşının köşeleri rûmî dolgulu dilimli kaş kemeri, bunun içindeki gülçe ve servi bezemeleriyle şadırvanla aynı ustanın elinden çıktığı belli olmaktadır.

Ana binanın revakındaki mukarnaslı sütun başlıklarında ve gerek bu yapıda gerekse mutfakta görülen sivri kemerlerde, tekkenin inşa edildiği I. Mahmud döneminde Osmanlı mimarlığına egemen olmaya başlayan barok üslûp yerine klasik üslûbun yaşatılması dikkat çekicidir. Şeyhülislâm Mustafa Efendi Tekkesi, bu yönüyle Osmanlı mimarisinde klasik çizgiyi temsil eden son yapılarından biri olarak önemli bir yere sahiptir. Balcı Yokuşu-Haydar Çeşme Sokağı, Baba Haydar Mektebi Sokağı ile çevrilmiş olan adayı tamamen kaplayan, 18 yy’da yapılan en nadide ve güzel eserlerden birisidir. Haydar Çeşmesi Sokağındaki kapı ve çeşmenin muhteşem bir görünüşü vardır. Küfeki taşından yapılan bu yüksek kapının takında yedi sıra halinde hazırlanmış 26 mısralı bir kitabesi mevcuttur. En alt satırda iki, diğer satırlarda ise dörder mısra bulunmaktadır.

Güzel yazısı Kâtip-Zâde Mehmed Refi’ Efendinin hattı ile hazırlanmıştır. 1157 (1744) Bu kitabe, Kâtib-Zâde Mehmed Refi Efendi hattı ile yazılmış olup gü%esi, Müderris Bosnevî Hâlis Mehmed Efendi’nin eseridir.Çi% söveli ve kemerli kapının iki yanında mihrapçıklar bulunmaktadır. Semahane ve derviş hücrelerinin bulunduğu kargir bina, geniş bir alanın ortasındadır. Dış avlu kapısından geniş avluya girilir. Bu ön avlu geçilerek tekkenin kapısına gelinir. Kesme taştan yapılmış bu yüksek kapının takında 7 satır halinde hazırlanmış diğer bir kitabe vardır. 1157(1744) Kitabe, Mirza-Zâde Neyli Ahmed Efendi tarafından söylenmiştir. O tarihte Rumeli Kazaskeri idi. 1161 (1748) ‘de vefat etti. Kabri, Üsküdar’da Tunusbağı mevkiinde, Karacahmed Mezarlığında ve 8. adadadır. Kitabenin ünlü hattatı ise Şeyhülislâm Veliyüddin Efendi olup kabri, Eyüpsultan’da Nişancı Mahallesi Şeyh Murad Tekkesi avlusundaki açık türbesindedir. Kapının sol tarafındaki nişi içine Nakşi taç kabartmalı bir şahide yerleştirilmiştir. Şadırvan avlusunun ortasında sekiz yüzlü bir şadırvan bulunmaktadır. Bunun mermer sütunlar üzerindeki saçağı bugün mevcut değildir. Her yüzü kabartma moti#erle süslenmiştir. Avlunun dört tarafında derviş hücreleri vardır. Odaların önünde 20 mermer sütunun taşıdığı bir revak mevcuttur. 26 kubbesi vardır. Avlunun sağ tarafındaki kemerli kapıdan dış avluya çıkılır. Buradaki mutfak binası pek harap durumda olup içinde bir aile barınmaktadır. Burada ayrıca bir de kuyu vardır. Şadırvan avlusunun diğer bir kapısı da sol tara%a olup, arazi meyilli olduğundan bir merdivenle alt bahçeye inilir.

Bahçe, Balcı Yokuşuna nazaran yüksek olduğundan, yola bir istinad duvarı yapılmıştır. Bahçenin sağ tarafında, Balcı Yokuşu Sokağı üzerinde ve Maslak Yokuşu karşısında tekkenin çatısı yok olmuş türbesi bulunmaktadır. Tekkenin son şeyhi Râsih Efendinin oğlu Hasib Kartal Bey Efendi, halen eski şeyh evinin yerine yaptırılan küçük bir evde kiracı olarak oturmaktadır. Kendisi Kasımpaşa Askeri Matbaasında memur iken emekli olmuştur. Hasib Beyefendinin verdiği bilgiye göre, tekke avlusunun üç kapısı varmış, biri şimdiki tek kapıdır. İkincisi ise avlunun sağ tarafında olup, Zahireci Sokağa açılıyormuş. 1970’li yıllarda yapılan tamir sırasında kapatılmış ve avluya inen merdiven de sökülmüş. Bu kapıdan yalnız kadınlar geçtiği için Harem Kapısı denirmiş. Avluya inildikten sonra tekke binasının kemerli kapısından evvela uzun bir koridora ve sonra da semahanenin kadınlar mahfeline geçilirmiş. Zahireci Sokağına açılan kapının yanında tekkenin hamamı vardır ki, yenilenme çalışması sonunda bugün kapı iptal edilmiştir. Üçüncü kapı ise türbe kapısı olup bir merdivenle avluya çıkılıyormuş. Avlu ve bahçe eskiden meyve ağaçları ve güllerle bezeli ve çok bakımlı imiş. Semahane sekiz cepheli olup tek kubbesi sekiz yüzlü bir kasnağa oturtulmuştur. Kasnağın her yüzüne birer pencere açılmıştır. Alt-üst pencerelidir. Mihrabı niş şeklindedir. Son tamirde nefis bir surette onarıldığı halde bugün haraptır. Vitrayları çocuklar tarafından parçalanmış, bütün camları kırılmış ve topuzlu demirleri sökülerek çalınmıştır. Hücreler, semahane ve mutfak, bir sıra kesme taş ve üç sıra ince tuğladan yapılmıştır.

Semahane kapısı üzerinde altı sıra halinde hazırlanmış 8 mısralı bir kitabe vardır. Tekkede görev yapan Şeyhler Hadika Yazarı bu mescid için şu bilgiyi vermiştir:

“Banisi Şeyhülislâm Feyzullah Efendinin oğlu Şeyhülislam Mustafa Efendidir. 1090 (1679) da dünyaya geldi. 22 yaşında Selanik kadılığından Mekke kadılığına tayin olunup orada Şeyh Ahmed Yekdest Hazretlerinden Nakşibenliği öğrenip bu tarikate girdi. 1114 şevvalinde (şubat 1703) Anadolu Kadıaskeri olmuş, altı ay sonra meydana gelen isyanda babası şehid edilmiş ve Mustafa Efendi de Yedikule Zindanına atılmıştır. Az sonra Bursa’da oturmasına izin verilmiştir. Burada 28 sene sürgün hayatı yaşadıktan sonra 1143 senesi ortalarında (Ocak 1731) serbest bırakılarak 1145 seferinde (Ağustos 1732) Rumeli kazaskeri ve 1736 nisanında Şeyhülislam oldu. Bu yüce makamda 9 seneye yakın kaldıktan sonra 30 Muharrem 1158 (4 Mart 1745) tarihinde vefat etti. Kabri, Üsküdar’da İnadiye Meydanı’nda Tunusbağı’na Çıkan İnadiye Mescidi Sokağının sol tarafında, yolun dirsek yaptığı yerdeki aile sofasında, Karacaahmed Mezarlığının 9. adasında ve mezarlık duvarının hemen arkasındadır. Eskiden bu sofanın karşısında meşhur Üsküdar Menzilhanesi bulunuyordu. Eyüpsultan’teki bu tekkeyi Şeyhülislam Molla Fenâri Bahçesi denilen maruf yerde yaptırmıştır. “şadırvan ve etrafında olan hücreler ve haricindeki matbah ve mescid-i şerif hepsi kargirdir. Şeyhlere mahsus bir hane ile tekke kapısında bir çeşme dahi yaptırmıştır. Yol üzerinde tekke şeyhlerine mahsus üstü örtülü bir türbe dahi yapılmıştır. Minberini Vâkıf Mustafa Efendinin oğlu Anadolu Kazaskerliğinden ayrılıp ve Nakib’ül-eşraf iken 1178 (1765) senesinde koymuş ve vakıf tayin etmiştir. Abdullah Efendi-nin Reis’ül-ulema iken 1184 senesi (1770) vefat etmiştir. Kabri, babasının yanındadır.

Şeyhülislam Mustafa Efendinin şahidesi üzerindeki yazı şudur:

Şeyhül-islâm iken vedâ’-i âlem-i fâni İden merhum ve mağfurlah
Es-seyyid Mustafa Efendi ibn-i el-merhum
Eş-şehid essa’id Şeyhülislâm
Es-seyyid Feyzullah Efendi ruhlarına el-fâtiha
Fi evâhir-i muharrem 1158

Yanında, 1124 (1712) tarihinde vefat eden annesi Hace Fâtıma Hâtûn’un kabri vardır. Bahçenin sahibi, birinci şeyhülislam Molla Şemseddin Fenâri’nin torunu, Fenârî-Zâde Muhyiddin Efendi idi. Kendisi 13. Şeyhülislam olup 954 (1548) tarihinde vefat ederek Eyüp Caminin kıble tarafına gömülmüştür.

Tekke, Şeyhülislam Mustafa Efendi tarafından bir nakşibendi şeyhi olan Tokadı el-hac Şeyh Mûsâ Efendi için yapılmıştır. Vefatı 1160 (1747) tarihinde olup kabri tekkenin türbesindedir. Bunun yerine Abdülkerim Efendi şeyh olmuştur. Vefatı şin 1179 (Ocak-1766) tarihindedir. Kabri türbededir. Bunun yerine, kutb’ül-ârifin gavs’ülvasilin Ispartalı Eş-şeyh Mehmed Emin Efendi geçmiş ve 27 Z. 1248 (17 Ma-yıs 1833) tarihinde vefat etmiştir. Kabri türbesindedir. Bunun yerine Nakşi es-Seyyid Ahmed Efendi şeyh olmuştur.

Kendisi, 1834 tarihinde yapılan Saliha Sultan düğününe davetli şeyhler arasında bulunuyordu. Bunun yerine Mehmed Emin Efendinin oğlu Mehmed Zeki Efendi şeyh olmuş ve 1252 (1836)
tarihinde vefat etmiştir. Yerine, Üsküdâri Şeyh Ali Behçet Efendinin halifesi Uşşâkiye’den el-hac ali Efendi şeyh olmuş ve 25 C. ahır 1279 (18 Aralık 1862) tarihinde vefat etmiştir. Kabri, yukarıda belirtildiği üzere şadırvan avlusuna açılan büyük kapının sol tarafındaki set üzerindedir. Bunun yerine oğlu Mehmed Hasib Efendi şeyh olmuştur.

Vefatı 10 Receb 1308 tarihinde olup kabri babasının yanındadır. Tekkenin son şeyhi Hasib Efendinin oğlu Mehmed Râsih Kartal Efendidir. Kabri, Eyüpsultan, Bahariye’de şehidlik mevkiindedir. Hasib Kartal Bey’in babasıdır. Şeyh Hasib Efendi zamanında tekkede dervişanla beraber 17 kişi bulunuyordu. Bunlardan biri Buharalı Şeyh Mehmed bin Ahmed Efendi idi. Hasib Efendi 1253 (1837) tarihinde İstanbulda dünyaya gelmiştir. Tekkenin âyin günü ve tarikati 1840 tarihli tekkeler listesinde Nakşibendiyye’den cuma tekkesi gösterildiği halde, 1890 tarihli Mecmua-i Tekâya’da Rıfaiyye’den perşembe tekkesi olduğu yazılmıştır.

KAYNAKLAR:

• İslam Ansiklopedisi s. 96-97
• Eyüpsultan’da Tarikat Yapıları – I . Cilt M. Baha Tanman s.479-481.pdf
• www.eyupsultan.bel.tr/tr/main/pages/seyhulislam-tekkesi/1001

Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 4]

Admin

Gördüklerimizi gezilerimizi paylaşalım. Siz de gelin aramıza... Haydi üye olun ve paylaşın gittiğiniz yerleri...

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu